Kırıkkale Milletvekili Vahit Erdem, Başbakan’ın 8 Şubat Pazartesi günü milletvekilleri ile yaptığı grup toplantısında bölük pörçük açıklamasının basına yanlış aktarıldığını söyledi.
Konu ile ilgili açıklama yapan Kırıkkale Milletvekili Vahit Erdem Sayın, “Başbakanın başkanlığında, 8 Şubat Pazartesi günü AK Parti milletvekilleri ile yaptığı istişare toplantısında söylediklerim bölük pörçük basına yansıtılmaktadır. Yanlış anlamayı önlemek için söylediklerimin ana hatlarını aşağıda veriyorum. Ben Kürt Açılımı olarak kamuoyuna yansıyan ve Hükümetimizce “Demokratik Açılım, Milli Birlik ve Kardeşlik Projesi” olarak düzeltilen süreci en çok eleştiren milletvekillerinden biriyim. Eleştirimin temel dayanağı, çerçevesi ve muhtevası tam belli olmadan ve milletvekilleri ile istişare yapılmadan bu konunun kamuoyuna sunulması ve geniş bir tartışma ortamı yaratılmasıdır.
Basın yayın organlarındaki köşe yazarları ve tartışmacıların önemli bir kısmı, “Kürt Açılımı” adı altında Cumhuriyete, milletin birliğine, bayrağına ve milli devlete yönelik tahrip edici bir söylem içine girmişlerdir” dedi.
Basın yanlış aktardı
Basının sorunları çözmek yerine tahrip etme kampanyası düzenlediğini belirten Erdem, “Sorunları çözmek yerine adeta mevcudu tahrip etme kampanyası yürütmüşlerdir. Bu durum milletin önemli bir kesiminde endişe ve tedirginlik yaratmıştır. İşte bende bu durumu eleştirdim. Yoksa demokratikleşme sürecine, hak ve özgürlüklerin genişletilmesine benim bir itirazım olmaz. Esasen demokratikleşme devamlı bir süreçtir. Milletlerin, devletlerin yapısı, kültürü ve anlayışı geliştikçe hak ve özgürlükler ve demokrasinin sınırları da genişler. Bu İngiltere, Fransa gibi demokrasileri olgunlaşmış ülkeler için de geçerlidir.
Hükümetin başlattığı süreç bugün sizin ve İçişleri Bakanı’nın anlattığı çerçevede ise mesele yok” dedi.
Tehditler bitirilmeli
“Şimdi bazı hususların altını çizmek istiyorum” diyen Kırıkkale Milletvekili Vahit Erdem aşağıdaki şu açıklamayı yaptı: – Tarihten gelen kültürümüzün bir mirası olarak halkımız arasında, özellikle Müslüman unsurlar arasında, bir etnik ayrılıkçılık mevcut değildir. Milletimiz bu konuda pek çok gelişmiş ülkelerden daha iyi durumdadır. Geçmişte devletin bazı hatalı uygulamaları olmuştur. Bunu kabul etmek gerekir. Bunlarda büyük çapta giderilmiştir.
Meselenin esas boyutu ekonomiktir. Bölgede PKK baskısı ve terörü sebebi ile sanayi yatırımı yapılamıyor. Rahmetli Özal Hükümeti döneminde KOTEKS adı ile özellikle Güney Doğu Anadolu’ya yatırım yapacak ve teşvik edecek bir devlet ortaklı şirket kuruldu. Ben de Yönetim Kurulu Başkanı idim. Bazı tekstil ve benzeri tesisler kuruldu. İstihdam imkanları yaratıldı. Ancak PKK baskınları ve tehditleri sonucu yatırımcılar bölgeyi terk ettiler. Bölgede esas mesele PKK’dır. PKK’nın bölgede baskısı ve tehditleri bertaraf edilmedikçe gelişme sağlamak imkansızdır. PKK korkusu giderilebilirse bölge halkı, ayrılıkçılar hariç, devletin yanında yer alacaklardır.
Şüphem yer kalmamalı
İleride Kandil ve Mahmur Kampı boşaltılabilirse oradan geleceklerin de topluma nasıl entegre edileceğinin planı yapılmalıdır. Doğrudan doğruya halkın içine bırakılırlarsa “keşke dağda kalsalardı daha iyi olurdu” gibi bir pişmanlığa düşülebilir. Bazı Kürt vatandaşlarımızın Türkçe bilmemelerinden kaynaklanan meselelerde var. Bunların çözülmesi tabii ki doğrudur. Anadillerinin öğrenilmesi ve konuşulması normaldir. Ancak, resmi ve eğitim dilimiz olan Türkçe’nin tüm vatandaşlara öğretilememiş olması da devletimizin bir ayıbıdır. Milli Eğitim Bakanlığı bu konuda bir program başlatarak gerekli tedbirleri almalıdır. Kamuoyuna “Kürt Açılımı” olarak yansıyan Hükümetin “Demokratikleşme, Milli Birlik ve Kardeşlik” dediği sürecin ne olduğunun, şüpheye yer bırakmadan, kamuoyuna net olarak anlatımı da ayrıca önem taşımaktadır.