·   Giriş

Erdem, Yetki istedi

Written by: admin on 3rd Şubat 2010
Bookmark and Share
vahit-erdem copy
Erdem, Yetki istedi  | read this item

İlgili Haberler

  • No Related Post

AK Parti Kırıkkale Milletvekili Vahit Erdem Türk Askerlerinin Aden Körfezi ve Mücavir Bölgelerde Görev Süresinin 1 yıl uzatılması ile ilgili yetki tezkeresi konusunda Ak Parti Grubu adına konuşma yaptı.

Erdem “TSK’leri Deniz Unsurlarının Aden Körfezi Somali Karasuları ve Açıkları, Arap Denizi ve mücavir bölgelerde görevlendirilmesi için 10.2.2009 tarihli ve 934 sayılı TBMM kararıyla Hükümete verilen bir yıllık izin süresinin anılan kararda belirtilen ilke ve esaslar dahilinde 10.2.2010 tarihinden itibaren bir yıl uzatılması hususunda Hükümet teskeresi üzerinde konuşmak üzere AK Parti Grubu adına söz almış bulunuyorum.”

“İçinde bulunduğumuz yüzyılda dünya güvenlik yapısı çok değişik bir durum göstermektedir. Küçük, belirsiz ve değişken tehditlerin giderek yoğunlaştığı bir yüzyılda bulunuyoruz. Zamanla küresel karakter kazanan bu tehditlere karşı mücadele de yeni savunma konseptinin ve mücadele tarzının geliştirilmesini zorunlu hale getirmiştir.Klasik alan savunması yanında alan dışı savunmalar gittikçe önem kazanmaya başlamıştır. Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra yoğunluk kazanan askeri operasyonların hepsi operasyona katılan ülkelerin toprakları ötesinde cereyan etmektedir. Zira çok uzakta zannedilen bir tehdit şu veya bu şekilde o tehdidi kendinden uzak gören herhangi bir ülkeyi de bir gün tehdit eder hale gelmektedir.”

“Bugün üzerinde konuştuğumuz ve terörizmin bir başka şekli olan deniz korsanlığı da bu mahiyette ve pek çok ülkeyi ilgilendiren bir tehdit olarak yoğunluk kazanmıştır. Son yıllarda korsanlık ve deniz haydutluğu gittikçe büyüyen bölgesel ve küresel tehdit oluşturmaya başlamıştır. Tarih boyunca bilinen korsanlık olayı, çağımızda daha teçhizatlı, organize bir yapı ile ve cesurane saldırılarla ulusalararası deniz taşımacılığını ve ticareti tehdit eder hale gelmiştir.2008’de meydana gelen 290 korsanlık saldırısının çoğu Somali açıklarında gerçekleşmiştir. Bu saldırılar insani yardım malzemesi dahil tüm gemi ve süper tankerlere yöneliktir. Başlangıçta bölgesel kabul edilen saldırılar gittikçe küresel bir mahiyet almıştır.”

“Uluslararası Denizcilik Bürosu’nun verilerine göre korsanlık olayı 2006’dan itibaren her yıl artarak devam etmektedir. Bu artış korsanlığın Somali sahillerinde yoğunlaşması ile başlamıştır. Dünyanın diğer bölgelerinde azalma olduğu ve özellikle Güney Doğu Asya’da ciddi azalma gösterdiği ifade edilmektedir. Somali’den sonra en çok saldırının olduğu yer ise Nijerya bölgesidir. Korsanlık ve deniz haydutluğu olaylarının Aden Körfezi ve Somali açıklarında bu derece yoğunlaşması ve artmasının nedenlerinin başında, Somali’nin devlet olarak çöküntüye uğraması gelmektedir.”

“Muhammed Siad Barre rejiminin, 1991’de çökmesiyle Somali’de etkin bir merkezi otorite kalmamıştır. Emrivaki otonom bölge oluşumu ve silahları gruplar ve diğer grupların ortaya çıkması ülkede yönetim bütünlüğünü yok etmiştir.Bu durum, ülkede organize suç örgütlerinin artmasına ve korsanlık ağının oluşmasına yol açmıştır. Ayrıca Somali dahil bölge ülkelerinde fakirlik, açlık, sefalet, yolsuzluk bu suç örgütlerine zemin hazırlamaktadır.Aden Körfezi’nin coğrafi konumu ve bu bölgedeki küresel deniz trafiğinin önemi nedeni ile bu bölgedeki saldırılar, dünyanın diğer bölgelerine nazaran, dünya ticaretine, daha tahrip edici etki yapmaktadır.”

“2008 yılında ve 2009’un ilk dokuz ayında saldırının çoğunluğu, Somali-Yemen arasında 170 deniz mili genişliğinde dar koridor olan Aden Körfezi’nde yer almıştır. Körfezde yoğunlaşan uluslararası savaş gemileri sebebi ile Korsanlar, Arap denizinin Güney Batı kısmında, Somali Havzası’ nda yoğunlaşmaktadırlar. Aden Körfezi’nin beş misli büyüklüğünde olan bu alanın savunması daha zor bir mahiyet göstermektedir.Yıllık küresel ticaretin yüzde 20’sinin cereyan ettiği ve 25 000 civarında ticari geminin geçtiği bu alan uluslararası ticaret güvenliğinin sağlanması açısından öncelikli bir durum arz etmiştir.”

Bu durum karşısında, ulusal ve uluslararası deniz güvenlik güçlerinin bölgede güvenliği sağlayabilmeleri için Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi ilave hukuki bir çerçeve oluşturmak üzere bir takım kararlar almıştır.Korsanlığın geleneksel tarifi Birleşmiş Milletler’in 1982 tarihli Deniz Hukuku Konvansiyonu’nun 101 maddesinde yer almaktadır.Bu tarif, bir gemiye saldırıyı korsanlık olarak kabul etmektedir. Bu tarife göre, ülkelerin kıta sahanlığı veya ekonomik zon alanları veya devletlerin hukuki alanlarındaki saldırılar korsanlık tarifinin dışında kalmaktadır. Bu tarife göre eğer ülkelerin hukuki hakkı olduğu kabul edilen deniz alanlarında bir saldırı olursa bu silahlı soygun sayılmakta ve farklı bir hukuki rejim uygulanması gerekmektedir. Halbuki Somali sahillerinde gemilere yapılan saldırı çoğunlukla kıta sahanlığı bölgesinde cerayan etmektedir.”

“Bu tarifi bugünkü şartlara göre uygulanabilir hale getirmek için Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi ilave hukuki nitelikli kararlar almıştır. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin oluşturduğu bu hukuki çerçeveye dayanarak çeşitli ülkeler ve uluslararası kurumlar bölgeye 2008’den itibaren müdahale etmeye başlamışlardır. Müdahale eden uluslararası kurumların başında Avrupa Birliği ve NATO gelmektedir. Bölgede askeri gemi bulunduran ülkeler ise ABD, Rusya Federasyonu, Çin Halk Cumhuriyeti, Hindistan, Japonya, Güney Kore ve Avustralya’dır.”

“Bu gelişmeler çerçevesinde, Devlet olarak, uluslararası güvenliğe katkımızı sağlamak ve söz konusu bölgede Türk bayraklı veya Türkiye’ye ait yük taşıyan gemileri korumak üzere Hükümetimiz bölgeye Türk deniz unsurlarını sevketmek amacıyla TBMM’den 10.2.2009 tarihinde izin almıştır. Bu iznin gereği olarak, bölgeye fırkateyn göndererek bu alanda güvenliğe katkı sağlanmaktadır. Türk fırkateynleri verilen görevleri başarı ile yerine getirmektedirler. Bölgede deniz korsanlarının tehdidi devam etmektedir. Dolayısı ile Türkiye’nin uluslararası kurum ve devletlerle birlikte tehdit alanında varlığını sürdürmesi tabii karşılanmaktadır.”

“İçinde bulunduğumuz yüzyılda karşılaşılan karmaşık, değişken, belirsiz, münferit ve bölgesel asimetrik tehditler hiçbir ülkenin tek başına karşı koyamayacağı tehditlerdir. Özellikle terörizm, deniz korsanlığı gibi uluslararası içerik kazanan tehditlere karşı ciddi ve samimi bir uluslararası işbirliği kaçınılmaz bir mahiyet arzetmektedir. Zamanında ve yerinde müdahale edilmeyen ve işbirliği yapılmayan yerel tehditler zamanla gelişerek uluslararası özellik kazanmakta ve bölgesel veya küresel boyuta ulaşmaktadır. Bu tehditler belli boyuta ulaştıktan sonra da mücadele zorlaşmakta ve çok pahalı hale gelmektedir.”

Türkiye, 30 yıla yakın terörizmle mücadelenin içindedir ve yeteri kadar uluslararası işbirliğinin sağlanamamasının da acısını çekmektedir. Türkiye, bu yaşadığı tecrübe ile uluslararası işbirliğinin önemine en çok inanan ülkedir. Bu sebeple, Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra ortaya çıkan bölgesel kriz ve çatışmalarda ve terörizmle mücadelede hep uluslararası camia ile birlikte hareket etmiştir. Balkanlar’daki operasyonlarda, Afganistan operasyonunda ve Akdeniz’de devam eden NATO’nun Aktif Davranış Operasyonu’nda Türkiye, önemli katkılar sağlamış ve sağlamaya devam etmektedir.”

“Türkiye’nin Aden Körfezi, Somali Karasuları ve Açıkları ile Arap Denizi bölgelerindeki korsanlık ve deniz haydutluğu olaylarına karşı deniz unsurları ile katkılarının devamı bu anlayış çerçevesinde sürdürülecektir. Türkiye’nin uluslararası bu operasyonlara katılması kendi güvenliği ve uluslararası saygınlığının da bir gereğidir. Bu askeri operasyonlar, uluslararası camiaya ve devletlere yeni tecrübeler kazandırmakta ve dersler vermektedir. Türk Silahlı Kuvvetleri de bu operasyonlarda büyük tecrübe kazanmaktadır. Uluslararası Kurum ve devletlerin aldığı ders ve tecrübelerden biri de, askeri operasyonların, bazı hallerde, tek başına çare olmadığı onun yanında ekonomik, sosyal ve yapısal tedbirlerin gerektiği gerçeğinin ortaya çıkmasıdır. Afganistan operasyonu bu duruma en bariz örnektir. Bu sebeple, NATO’da kapsamlı yaklaşım stratejisi geliştirilmektedir”

“Bu tezkereye konu olan bölgede yapılan askeri operasyonların başarısı da sınırlı kalabilir. Çünkü deniz korsanları ve haydutları çevre ülkelerde yapılanmakta ve örgütlenmektedirler. Çevre ülkelerde ise yukarıda bahsettiğim gibi yönetim zaafı, fakirlik ve hukuksuzluk hakimdir. Özellikle Somali bu bakımdan deniz korsanlığının kaynağını oluşturmaktadır. Bu sebeple, uluslararası toplum ve ülkeler korsanlığa kaynak teşkil eden ülkelere kapsamlı bir yaklaşım stratejisi uygulamalıdırlar. Ekonomik yardım ve yönetim sistemlerinin iyileştirilmesi, hukuk sisteminin oluşturulması, sahil güvenlik sistemlerinin güçlendirilmesi gibi. Böylece korsanlığın organize olduğu ülkeleri bu mücadeleye dahil etme sağlanmış olacaktır.”

“Bu vesile ile Türkiye’nin dış politika açılımı ile ilgili de kısa birkaç hususa değinmek istiyorum. İçinde bulunduğumuz dönemde dünya çok değişken ve dinamik bir evrim içindedir. Küreselleşme ivme kazanarak devam etmekte ve ülkelerin ilgi alanları genişlemektedir. Türkiye tabii ki bu ortamda statik kalamaz. Dış politikasını ve ilgi alanlarını genişletmek durumundadır. Özellikle Kafkasya, Orta Asya, Orta Doğu ve Balkanlar Türkiye’nin tarihi, ekonomik ve kültürel ilgi alanlarıdır. Diğer yandan, Türkiye Soğuk Savaş döneminin başından itibaren de Batı İttifakı içinde NATO’nun üyesi olarak yer almış, Amerika Birleşik Devletleri ile özellikle güvenlik ve savunma konusunda kapsamlı işbirliği içinde olmuş ve giderek bu işbirliği stratejik ortaklığa dönüşmüştür.”

Avrupa Birliği ile de 50 yıldan fazla bir süredir ilişki içindedir ve bu ilişki 2005 yılında, AK Parti Hükümeti döneminde, katılım müzakeresinin başlaması ile yeni bir sürece girmiştir.Türkiye, Amerika Birleşik Devletleri ile ve birtakım sorunlara rağmen AB ile ilişkileri, ülke menfaati gereği, kararlılıkla sürdürmelidir.Yeni bölgesel ve küresel dış politika açılımları bu dengeleri gözeterek devam etmelidir. Bu çerçevede, Hükümetimizin dış politikadaki açılımları Türkiye’yi bölgede daha güçlü bir aktör haline getirecektir. Esas gündem konusuna tekrar dönersek, Hükümetimizin 10.2.2009 tarihli ve 934 sayılı TBMM kararının bir yıl daha uzatılması talebini, yukarda da açıkladığım gerekçelerle, AK Parti Grubu olarak uygun bulmaktayız.”dedi.





Son Başlıklar

Haberler

Kurtlar Köye İndi. thumbnail

Kurtlar Köye İndi.

Kırıkkale’nin Dağevi köyüne inen kurtlar, yavrularını doyurabilmek için çayırda otlayan 2 buzağı ile birlikte 1 danayı yerken, 1 buzayı da yaraladı
Evinde Ölü Bulundu thumbnail

Evinde Ölü Bulundu

Yahşihan Yenişehir Mahallesi’nde ilginç ölüm tüm sevenlerini yasa boğdu.
Okullar Tatil thumbnail

Okullar Tatil

Kırıkkale’de ilköğretim ve ortaöğretim okullarındaki yaklaşık 56 bin 843 öğrenci, bugün karne alacak.
Meteoroloji Uyardı !!! thumbnail

Meteoroloji Uyardı !!!

Kırıkkale, Çankırı, Sinop, Çorum, Amasya, Tokat, Samsun, Kastamonu ile Ankara’nın güney ve doğu çevrelerinde gök gürültülü sağanak bekleniyor.
Şiddetli Fırtına ve Yağmur Çatıları Uçurdu. thumbnail

Şiddetli Fırtına ve Yağmur Çatıları Uçurdu.

Kırıkkale’de yağmurla birlikte etkili olan fırtına, birçok binanın çatısını uçurdu.