Kırıkkaleli Şair, Gazeteci, Yazar Hasan Ulusoy ‘Karaağaç, Tarihi Kültürel Sosyal Yönleriyle’ adlı kitabını çıkardı.
GELİN TARİHİMİZİ YAZALIM
Kitap hakkında bilgi veren Ulusoy, “Karaağaç Köyü, derin araştırmaları hak eden bir tarihi, sosyal ve kültürel yapıya sahiptir. Bazı yerlerde karşılaştığım düne dair hiçbir bilgisi olmayan kardeşlerimizin böylesi ihtiyaçları olduğuna inanarak işe başladım. Bu fikrin olgunlaşması ve bana yarıdım edebilecek kimseleri aramak amacıyla Karaağaç Köyü web sitesi bir çağrı atarak ‘Gelin tarihimizi yazalım’ dedim. Bu çağrıya yalnız bir kişiden ses geldi, o da babası ile ilgili bilgileri ulaştıracağına dair. Başka ses gelmedi”
KÖYÜMÜN İNSANLARI BİRBİRİNİ TANIMALI
“Ama bu iş bir an evvel başlatılmalı, köyümün insanları birbirini, bu gününü ve dününü yakinen tanımalıydı. Bu çalışma sadece soy araytırmasının ötesinde sosyal ve kültürel alanlar da ulaşmalıydı. Uzun yıllar kenarda köşede biriktirdiğim kelime, deyimler, inanç özellikleri vs. kültürel karalamaların üzerinde çalışarak, kültürel yönünü tespit ettim. Karaağaç köyü’nün geçmişine yönelik araştırmalara köyün kuruluşu ile başlamak istedim bu mevzuda ciddi bir çalışma olmamasına rağmen Türkmen öymakları ile ilgili kütüphanelerdeki eserlere ulaşmaya çalıştım ve Ünivesiteden yüksek lisans öğrencilerinden Ahmet Yılmaz ve Olgun Torun’la bu kitapları tetkik ettik. Bulduğumuz birkaç parça bilgiden başka bir şey değildi. Çünkü bölgede soy kopuklukları mevcuttu”
İLGİSİZLİK
“Soy kopukluklarınının sebebi ise Göç ve iskan siyaseti, Okuma yazma bilmemekten kaynaklanan şecerelerin kayıt altına alınmaması. Zamanın fiziki zorluklardan kaynaklanan ulaşım ve ileteşim imkansızlıkları ve en kötüsü, ilgisizlik. Osmanlı dönemindeki bu sıkıntılar bu günde devam etmektedir. Göç, kayıt altına almama, iletişimsizlik ve ilgisizlik bugün soy kopukluklarının yine ana sebebi. Araştırmalarımda öyle tuhaf şeylerle karşılaştım ki; adam yüksek tahsilli, dedesinin adını bilmiyor. İki kişi kardeş çoçuğu olduğunu bilmiyor. Pek çoğu para kazanma, mal toplama ve dünya telaşıyla bütün değerlerini terk etmek üzere”
BİLGİ TOPLAMAYA ÇALIŞTIM
“Hâlbuki günübirlik hayatın gölgesinde geçmişini ve çevresini kaybeden, geleceğe dünden bir şey götüremezler. Onlar bugün yaşar yarın ölür, ölürken kendi anlayış, gelenek ve değerlerine sahip bir nesil yerine ne idüğü belirsiz bir hilkat garibesi ile bir yığın mal bırakıp giderler. Bir görev şuuru içinde hiç olmazsa mevcudu ve ulaşabildiğimiz oranda geçmişimizi geçte olsa bu gün kayıt altına almak istedim. Pek çok insanla görüştüm, kültürel, sosyal ve geçmişe yönelik bilgiler toplamaya çalıştım. Yüzlerce kelime, atasözü, deyim, tekerleme, gelenek görenek motifleri, yemekler dualar, beddualar vs. hazır bilgilerz değildir. Her biri bir kaynağın eseridir. Yani çok zahmetli işin içine girerek bu bilgileri toplamaya çalıştım”
BAŞARILAR DİLİYORUM
“Araştırmalarımda her ailenin geçmişini en iyi bildiğine inanılan kim ise onu buldum ve bilgileri ondan bizzat aldım. Bazı eksiklikler var ise, bu kaynaktan gelen eksikliklerdir. Bu yöremizde yapılan ilk çalışmadır. Belki bundan sonra bazı kardeşlerimiz çıkıp daha detaylı bir çalışma yapacak, bu mütevazi kitabımızın üzerine daha çok bilgiler eklenecektir. Böylesi bir çalışmaya imza koyacak kardeşimizi şimdiden tebrik ediyor, başarılar diliyorum. Gördeğem bir başka şey ise, her kabine, 1936’da verilen soyadına göre alt ve derin kimliklere düşme tehlikesiyle karşı karşıya bırakılmıştır. Soyadı dernekleri, maziyi örten bir anlaşmadır bence. Aynı geçmişe sahip olan ama soyadlarından dolayı ötekileştirilen akrabalıklar zamanla ölecek, öldürülecek”
İBİKLER İLE KUZUCU’LAR
AYNI BABANIN ÇOCUĞU
“Birkaç örnek vermek istiyorum. İbikler, Kuzucu’larla aynı babanın çocuklarıdır. Soyadı ayrıdır diye yabancı görülmesi, zamanla o soydan geldiğinin unutulmasi unutturulması mukadder olabilir. Babayusuflular beş-altı isime ayrılmış ama hepsi köke sahip, Babadağlıların haricindekiler zamanla yabancılaştırılabilir. Böyle ayrışmalar çoktur. Bu çalışmamla bu nevi tehlikelerede karşı durmak istedim. Bir aile sadece kendini değil, diğer aileleride tanısın. Çünkü köyümüzde akrabğlık bağları sağlamdır, herkes birbiriyle ekraba da denebilir. Bir çocuk sadece kendi ailesinin değil, diğer akrabalarınıda tanısın istedim. Köydeki yaşayanların soy kütüğü olacak derecede toplamamın sebebi budur”
KARAAĞAÇLI OLDUĞUNUZU UNUTMAYIN
“Elbette Karaağaç bu kadar değil, ulaşamadıklarımızda vardır. Nesli münkat kişiler vardır. Köyden eskiden uzaklaşmış ve birdaha dönmemiş ailelerde vardır. Maalesef onlara ulaşacak imkanım olmadığından ulaşamadım. Ve bir kitabın özgeçmişini böyle özetlerken, kitabın hazırlanmasında ilgilerini esirgemeyen, bilgileri ve katkılarıyla yanımda olan, beni yalnız bırakmayan herkese teşekkür ediyorum, sağ olsunlar. Onların destekleri olmasa belki bu kitp olmayabilirdi. Gençlere de bir nasihat namıyla vasiyetim olacak; Günübirlik Modaların rüzgar hızıyla gelip geçtiği zamanları çok yaşadık. Köküne ve aslına bağlı, akrabalık bağlarını sağlam tutan insanlığı velveleye tercih edenleri hep huzurlu gördüm. Ama aslını ve kökünü terk eden nicelerini hatırasız, hafızasız, karaktersiz, sokak yaratıkları, dalından düşen yaprak gibi perme perişan dolaştıklarına şahit olmuşumdur. Sağlam olun, iradenizle, ifadenizle, maddi ve manevi varlığınızla bir Karaağaçlı olduğunuzu unutmayın” dedi.